“BABALAR GÜNÜN KUTLU OLSUN BABAAA.”

Delikanlı 16 yaşında iken babası ile tartışmış ve evi terk etmişti. Buna çok öfkelenen baba, evde onun adı bile anılmayacak diye yasak koymuştu. Anne her gece evi terk eden oğlunun yatağına oturup yastığını koklayarak uyuyordu.“Oğlumu özledim, ne olur gidip arayalım, bulup getirelim” dese de, baba geri adım atmıyordu.

Delikanlı 16 yaşında iken babası ile tartışmış ve evi terk etmişti. Buna çok öfkelenen baba, evde onun adı bile anılmayacak diye yasak koymuştu. Anne her gece evi terk eden oğlunun yatağına oturup yastığını koklayarak uyuyordu.“Oğlumu özledim, ne olur gidip arayalım, bulup getirelim” dese de, baba geri adım atmıyordu.

Aradan iki yıl geçmişti. Bugün de tam oğlunun doğum günü idi. Annenin ağlamaklı halini görünce dayanamadı baba “Şu adrese git, oğlunu gör” dedi. Ve ekledi, “Adresi benim verdiğimi de sakın söyleme” Birkaç şey daha söyledi ama anne duymuyordu bile, aklında bir tek adres kalmıştı. Anne sevinçten uçuyordu.

Read the rest of this entry »

YERDEKİ BESMELE

Bişr-i Hafi evliyanın büyüklerinden bir zâttır. Yalınayak gezdiği için “Hafî” lakabıyla tanınıp, “Bişr-i Hâfî” adıyla meşhur olmuştur. Kabri Bağdat’tadır.

Tanınmış bir aileden olup Merv şehri reislerinden birinin oğludur. Bu sebeple çocukluğu ve gençliğinin bir kısmı bolluk, zenginlik içinde geçti. Gençliğinde kendisini oyun ve eğlenceye verdi. Babası vefat edince kendisine çok büyük bir servet kalmıştı. Günlerini eğlence alemlerinde sarhoş olup meyhane köşelerinde sızarak geçiriyordu. Gençliği günah işleri yapmakla geçmiştir.

Gençliğinde alim ve velî bir kişinin nasihatlerinden etkilenip tövbe ettiyse de kötü arkadaşlarının tesiriyle tekrar eski hayatına döndü. Babasından kalan serveti için kendisinden ayrılmayan arkadaşları onu bir türlü bırakmadılar.

Read the rest of this entry »

ALLAHÜ TEÂLÂYI BİLİR MİSİN?

ABDULLAH bin MÜBAREK HAZRETLERİNİ YAKINDAN TANIYALIM.

Bu zat, Merv şehrinde yaşamış ve Merv şehrinin kadısının hizmetkarlığını yaparken dürüstlüğü,temizliği ve dindarlığı ile kadı efendinin dikkatini çekmesi üzerine biricik kızı ile evledirdiği Mübarek isimli kölenin oğlu olarak dünyaya geldi.

O, medresede müderris, hoca; câmide vâiz, şehirde tüccâr; harbde büyük bir kahramandı. Kılıç ve kalem sâhibi idi. Kalemiyle cihâda dâir eser yazdı, kılıcıyla da dillere destan olan kahramanlıklar gösterdi.

Tebe-i tâbiînin büyüklerinden. İsmi Abdullah ibni Mübârek bin Vâdıh Hanzalî Temîmî; künyesi, Ebû Abdurrahmân’dır. Hadîs, fıkıh âlimi, mücâhid ve zâhid idi. Tâbiînin, Peygamberimiz(asv)i görenlerin sohbetinde yetişti. Din düşmanları ile muhârebelerde bulundu. Dünyâya ve dünyâlığa rağbet etmezdi. Emevî halîfelerinden Hişâm bin Abdülmelik devrinde 736 (H.118) yılında Merv’de doğdu. 797 (H.181) senesi bir gazâ dönüşü, Bağdâd yakınlarındaki Hît adlı yerde vefât etti.

Read the rest of this entry »

MÜSLÜMAN BİLGİNLERİMİZ(5): EBU HAMİT EL-GAZALİ (İS. 1058 – 1111)

Geçmiş tarihlerde yaşamış ve insanlık tarihine fikirleri ile, keşif ve icatları ile hizmetler yapmış Müslüman İlim Adamlarını bugünün müslüman gençlerine geçmişine sahip olsun, ibret alsın ve heveslenerek bu asrın müslüman düşünürleri, fikir adamları, mucitleri ve kâşifleri olsun dua, temenni ve arzusu ile tanıtmaya çalışıyoruz.
Bu yazı serimizde Biyografilerini bulacağınız Müslüman Alimlerimizin beşincisi:
EBU HAMİT EL-GAZALİ (İS. 1058 – 1111)
İslam felsefesinin en büyük adlarından biri kuşkusuz Gazali’dir.Ebu Hamid İbn Muhammed el-Tusi el-Şafi’l el-Gazali, İS. 1058’de Horasan, İran’da doğmuştur. O henüz çok genç iken babası öldü fakat Nişapur ve Bağdat’ta hakim olan müfredat programında eğitim alma şansına sahip oldu. Çok geçmeden din ve felsefede yüksek bir ilim standardı elde etti ve İslam tarihinin altın çağında en ünlü öğrenim kurumlarından biri olan Bağdat Nizamiye Medresesi’ne bir baş müderris olarak tayini ile şereflendirildi.

Read the rest of this entry »

YEDİDEN YETMİŞE HELAL LOKMADA EĞİTİM SEFERBERLİĞİ…

KAŞİF ÇOCUK AKADEMİSİ ÖĞRENCİLERİ HELAL MUTFAK ATÖLYESİNE KATILDILARhelalatelye3

Çocuklarımız Helal Lokmasız Yetişmesin

Helal lokma bilincini küçük yaşta çocuklarımıza vermek üzere hazırladığımız ’’Helal Mutfak Atölye’’ programı 29 kasım 2016 tarihinde Kaşif Çocuk Akademisi öğrencilerimiz ile gerçekleştirildi.

Anaokulu öğrenci gruplarına yönelik olarak hazırlanan ‘’Helal Mutfak Atölye’’ programı çocuklarımızın geleceğe, ne tükettiğini farkında olan bireyler olarak hazırlanabilmesi için önemli bir adım olmaktadır. Kaşif Çocuk Akademisi öğrencisi 39 çocuğumuza iki ayrı sunum şeklinde Helal Mutfak Atölyesi uygulaması yapıldı.

Read the rest of this entry »

KADİR GECEMİZ VE RAMAZAN BAYRAMIMIZ BÜTÜN ÜMMETE MÜBAREK OLSUN!

“Biz onu Kadir gecesi indirdik. Kadir gecesi nedir, bilir misin sen? Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır. Meleklerle Ruh o gece Rabblerinin izniyle her iş için iner de iner. Tam bir esenliktir o gece, tâ tan yeri ağarıncaya kadar.” (Kadîr sûresi, 1-5) ramazanbayramx

“Kadir gecesini, fazilet ve kudsiyetine inanarak ve sevabını yalnız Allah’tan bekleyerek ibâdet ve tâatle geçiren kimsenin -kul hakkı hâriç- geçmiş günâhları bağışlanır.” (Müslim, Müsâfirîn, 175)

Âişe -radıyallâhu anhâ-, Peygamber Efendimiz’e: “–Ey Allah’ın Rasûlü! Kadir Gecesi’nin hangi gece olduğunu bilecek olursam, o gece nasıl dua edeyim?” diye sormuş, Fahr-i Kâinat Efendimiz de: “«Allah’ım! Sen çok affedicisin, affetmeyi seversin. Sen beni affet, bağışla!» diye dua et!” buyurmuştur. (Tirmizî, Deavât, 84)

Hayırla, bereketle, rahmetle müjdelenen bir ayın sonuna yaklaşırken, Kur’an-ı Kerimin indirilmeye başlandığı, Peygamberimiz(sav)’e ilk vahiy ve Peygamberlik görevinin verildiği, ibadet ve duaların diğer gecelere göre daha makbul ve hayırlı olduğu bildirilen, Kadir Gecesini bütün rahmetiyle karşılıyoruz.

Read the rest of this entry »

HOŞGELDİN YA ŞEHR-İ RAMAZAN

Recep,Şaban derken… rahmet, bereket ve mağfiret ayı Ramazan’a Rabbimizramadan16 bizi kavuşturdu. Bu ayın kıymetini bilenlerden eylesin inşaallah.

Ramazan ayı, fert fert ve tüm ümmetin muhasebe ayıdır. Bu sebeple, bu Ramazan’da hepimiz nefsimizi baştan ayağa tam bir denetime sokmayı sağlamalıyız. Bugün ümmet olarak çekilen kahırların, ızdırapların ve zilletlerin kaynağında nefsimize ait hataları, noksanlıkları ve zafiyetleri bir bir araştırıp tespit etmeye çalışmalı ve ıslahı için çözümler üretmeliyiz.

Biz diyoruz ki, bugün ümmetçe düştüğümüz zilletlerin temelinde bilgisiz ve bilinçsiz bir topluma dönüşmüş olmamız yatmaktadır. Düşüncemizde, davranışlarımızda ve hareketlerimizde İslami ölçüleri referans olarak almak zorunda bulunduğumuz halde; bilgisizlik ve doğru bilgiyi araştırmada gösterdiğimiz tembellik ve umursamazlık günlük hayatımızın her kademesinde karşılatığımız olaylarda bilinçsiz, yanlış ve İslami ölçülerin dışında tepkiler vermemize neden olmaktadır.

Read the rest of this entry »

DONDURMAM KAYMAK(! ) MI?

Yaz geliyor, marketler, pastaneler, seyyar dondurmacılar,öncelikle çocuklarımızı hedef alan reklamlarla boyaları ile, tat verici aromaları ile, stabilizerleri ile, emülgatörleri ile dondurmalarını satmaya başlıyorlar. Eski yıllarda Gazetelerde haberler: “merdiven altı üretilen ve hijyen şartlarına riayet edilmediği için mikroplu olduğu tesbit edilen bu Pano01dondurmalardan çocuklarınızı koruyun”. Tamam da, Ya, kelli felli fabrikalarda batı teknolojisi ile üretilen dondurmalar ne kadar sağlıklı ve ne derece güvenli? Bu soruların cevaplarını kimden alacağız?

Dondurma ile, cumhuriyet döneminde tanıştık. Dondurmaya gelinceye kadar Anadoluda yaz aylarının hararetini gidermek için şerbetler içilir ve kar helvaları kaşıklanırdı. Kış boyunca yağan karlar, yüksek yerlerde yaylalarda  dağ oyuk ve mağaralarında veya kar depolamak için yapılmış tahta evlerde üzerleri saman gibi maddelerle izole edilerek saklanırdı. Yaz boyunca da bu karlar bloklar halinde kesilerek şehir, kasaba ve köylere arabalarla getirilirdi. Meşrubatçılara ve evlere satış yapılırdı. Büyük büyük bardaklar veya kaseler karlarla doldurulur ve üzerine vişne şerbeti, meyve marmelatları, pekmez gibi tatlılar dökülerek kaşık kaşık yenirdi. Bu güzel ve sağlıklı uygulama bu gün de yer yer Anadolumuzda devam etmektedir. Kar helvası bu sebeple dondurmanın atası sayılabilir. Yeni dünyanın keşfi üzerine günlük hayatın içine şekerin girmesi ile dondurma da ön plana çıktı.

Read the rest of this entry »

KIYAMETTE SORGULANACAK ÜÇ KİŞİ…

untitledEbû Hüreyre radıyallahüanh’den rivayet edilmiştir: Resûlüllah aleyhisselâm şöyle buyurdu:
“Kıyamet gününde üç kişi ilk olarak sorguya çekilir:
Birincisi, cihad esnasında ölen kimsedir ki, Allah’ın huzuruna getirilir ve Allah, kendisine verilmiş olan nimetleri önüne serer. O da, bunlara nail olduğunu itiraf eder.
Bunun üzerine Allah kendisine: Bu mazhar olduğun nimetler içerisinde ne yaptın? diye sorar.
O da: Senin yolunda şehîd oluncaya kadar savaştım, cevabını verir.
Allahü Teâlâ: Yalan söylüyorsun; sen «yiğit» desinler diye savaştın ve sana «yiğit» dediler de, der. Sonra meleklerin kendisini almalarını emreder ve yüz üstü sürüklenerek cehenneme atılır.
İkincisi, ilim tahsil edip başkasına da öğreten ve Kur’ân okuyan kimsedir ki, bu da Allah’ın huzuruna getirilir ve Allah kendisine verilmiş olan nimetleri bir bir sayar ve önüne serer. O da bunları tasdik eder.
Ve Allah kendisine: Bu eriştiğin nimetler içerisinde ne yaptın? diye sorar.
O da: İlim tahsil ettim, ilmi başkasına öğrettim ve senin rızan için Kur’ân okudum, diye karşılık verir.
Allah kendisine: Yalan söylüyorsun, sen ilmi, «alim» desinler diye öğrendin. Kur’ân’ı da «güzel Kur’ân okuyan kişi» desinler diye okudun. Ve sana böyle dediler de, der. Sonra meleklere kendisini almalarını emreder ve yüz üstü sürüklendirilerek cehenneme atılır.

Read the rest of this entry »

MÜSLÜMAN BİLGİNLERİMİZ(4): EBU’L VEFA MUHAMMED EL-BÜZCANİ (İS. 940 – 997)

Geçmiş tarihlerde yaşamış ve insanlık tarihine fikirleri ile, keşif ve icatları ile hizmetler yapmış Müslüman İlim Adamlarını bugünün müslüman gençlerine geçmişine sahip olsun, ibret alsın ve heveslenerek bu asrın müslüman düşünürleri, fikir adamları, mucitleri ve kâşifleri olsun dua, temenni ve arzusu ile tanıtmaya çalışıyoruz.buzcani2

Geçmiş tarihlerde yaşamış ve insanlık tarihine fikirleri ile, keşif ve icatları ile hizmetler yapmış Müslüman İlim Adamlarını bugünün müslüman gençlerine geçmişine sahip olsun, ibret alsın ve heveslenerek bu asrın müslüman düşünürleri, fikir adamları, mucitleri ve kâşifleri olsun dua, temenni ve arzusu ile tanıtmaya çalışıyoruz.

Bu yazı serimizde Biyografilerini bulacağınız Müslüman Alimlerimizin dördüncüsü:

  1. EBU’L VEFA MUHAMMED EL-BÜZCANİ (İS. 940 – 997)

Ebu’l Vefa Muhammed İbn Muhammed İbn Yahya İbn İsmail el-Büzcani MS. 940’ta Büzcan Nişapur’da doğmuştur. Bağdat’ta büyük bir matematikçi ve astronom olarak gelişti ve MS. 997/998’de öldü. Matematiği Bağdat’ta öğrendi. MS. 959’da Irak’a göç etti ve ölünceye dek orada yaşadı.

Read the rest of this entry »