Kategorisi ‘BAŞLARKEN’ için arşiv

BAŞLARKEN

Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla

Ben sizlerle tanışmak istiyorum. Benim adım Hüseyin Kâmi Büyüközer amca, dede de diyebilirsiniz bana.Çünkü 75 yaşındayım. Sizlerin ağabey ve ablalarınız gibi 7 çocuğum,bu çocuklarımdan da 16 torunum oldu. Ama ben sizleri de çocuklarım ve torunlarım olarak görüyor ve öyle seviyorum.

Biz çok şükür Müslümanlarız. Allah bizi Müslümanlar olarak yaratmış. Peygamberimiz(s.a.v.) “Bütün Müslümanlar Kardeştir” demiş. O halde Müslümanlar olarak birbirini çok sevmeli, küçük sebeplerden dolayı birbirini incitmemeli, birbirine darılmamalı.

Bir de bir noktaya dikkatinizi çekmek istiyorum. Herbirimizin az veya çok sahip olduğumuz eşyalarımız vardır. Oyuncaklarımız, kitap kalem defterlerimiz , çantalarımız, elbiselerimiz, evlerimiz, otomobilimiz vesaire gibi. Meraklı bir arkadaşımız bu eşyalarımızı gördüğünde nereden aldınız, kim yaptı, hangi terziye diktirdiniz, ya da hangi ustaya yaptırdınız gibi sorulara muhatap olduğunuzda, asla kendi kendine oldu, kendi kendine geldi gibi mantıksız olduğunu bildiğimiz cevaplar vermeyiz. Falan yerden aldım, filan terzi dikti, falan usta imal etti gibi akla mantığa uygun cevaplar veririz. Neden? çünkü biliyoruz ki çevremizde gördüğümüz, günlük hayatımızda kullandığımız bütün eşyaların bir yapımcısı,bir ustası, bir imal edeni vardır. Bu çok basit eşyalar için kendiliğinden oldu, kendi kendine oldu diyemiyoruz ve mutlaka bir yapımcısından, bir ustasından söz ediyoruz.

O halde içinde yaşadığımız güneşleri, ayları, yıldızları, bu koca dünyamızı ve içindeki biz insanları, çeşit çeşit hayvanları, çeşit çeşit bitkileri, rengarenk çiçekleri sayısız lezetteki meyve ve sebzeleri barındıran ve milyarlarca yıl hiç şaşmadan, duraksamadan hareket halinde olan bu kainata kendiliğinden olmuş, kendimizin de mantıksız olduğunu bildiğimiz, bir cevabı  verebilirmiyiz?  Demek ki bu uçsuz ,bucaksız muazzam kainatın ve içindekilerin de bir ustası, bir yapımcısı olmalı değil mi? Hem öyle bir usta olmalı ki hem çok güçlü, hem çok bilgili, hem çok hünerli, hem çok zengin, hem ölümsüz olmalı. İşte bu Zat-ı Kibriya adını Allah diye bildirmiş bize.

Bugün çarşıdan aldığımız her hangi bir eşyanın anbalajının içinde  o eşyanın nasıl kullanılacağını anlatan mutlaka bir not bulunmaktadır. O nottaki şartlara göre, o eşyayı kullandığımız taktirde verilen garantinin sağlanabileceği firma tarafından taahhüd edilir. Aynen öyle, bu kainatın ve bizim yaratıcımız olan Allah’ımız da dünyaya gönderdiği ilk insan olan Adem peygamberimiz ve hanımı Havva anamızdan başlamak üzere dünya hayatını kazasız belasız en iyi şekilde geçirmemiz için dünya hayatını kullanma kitabını göndermiş.Bu kullanma kitabının en son baskısının adına da Kuran-ı Kerim denmiş.

İşte bu bilgileri öğrenmiş akıl sahibi insanlar olarak bu dünya hayatının kullanma kitabının en son baskısı olan Kuran-ı Kerime sımsıkı sarılıp hayatımızı ona göre düzenlersek Allah’ın bizden istediği Helal yaşam sistemini elde etmiş olacağız. Ancak bu yaşam sistemini kurabilmemiz için, bu kitap çok önemli bir ip ucu veriyor. Hayatınız boyunca vücudunuzu beslemek için tüketeceğiniz gıdalarınızın mutlaka Helal ve tayyib şartlarda, yani sağlıklı, temiz, kaliteli ve helal olmasına mutlaka dikkat edeceksiniz.

Bugünlük bu kadar olsun. Allah’ımızın izni ile devam edecek sohbetlerimizde bu helal ve tayyib gıdalar üzerinde daha çok duracağız inşaallah. Kalın sağlıcakla

Allah yar ve yardımcımız olsun