MÜSLÜMAN BİLGİNLERİMİZ(5): EBU HAMİT EL-GAZALİ (İS. 1058 – 1111)

Geçmiş tarihlerde yaşamış ve insanlık tarihine fikirleri ile, keşif ve icatları ile hizmetler yapmış Müslüman İlim Adamlarını bugünün müslüman gençlerine geçmişine sahip olsun, ibret alsın ve heveslenerek bu asrın müslüman düşünürleri, fikir adamları, mucitleri ve kâşifleri olsun dua, temenni ve arzusu ile tanıtmaya çalışıyoruz.
Bu yazı serimizde Biyografilerini bulacağınız Müslüman Alimlerimizin beşincisi:
EBU HAMİT EL-GAZALİ (İS. 1058 – 1111)
İslam felsefesinin en büyük adlarından biri kuşkusuz Gazali’dir.Ebu Hamid İbn Muhammed el-Tusi el-Şafi’l el-Gazali, İS. 1058’de Horasan, İran’da doğmuştur. O henüz çok genç iken babası öldü fakat Nişapur ve Bağdat’ta hakim olan müfredat programında eğitim alma şansına sahip oldu. Çok geçmeden din ve felsefede yüksek bir ilim standardı elde etti ve İslam tarihinin altın çağında en ünlü öğrenim kurumlarından biri olan Bağdat Nizamiye Medresesi’ne bir baş müderris olarak tayini ile şereflendirildi.


Bununla birlikte, birkaç yıl sonra,otuz beş yaşlarında bunalıma girdi; akademik uğraşlarından ve dünyevi çıkarlarından vazgeçti ve başıboş bir zahit (zevklerden el çekmiş) oldu.Medreseyi ve ailesini bırakarak on yıl bir lokma bir hırka dolaştı.Şam’a, Kudüs’e,İskenderiye’ye, Kahire’ye,Mekke’ye ve Medine’ye gitti. Bu bir mistik değişim süreci (dönemi) idi. Daha sonra, öğretim görevlerine geri dönmüş ve tekrar bunları bırakmıştır. Düşünmeye ve ardından gelen çok sayıda sonu gelmeyen kitapların yazarlığına yol açan yazmaya adanmış yalnız bir yaşam dönemi. Kuşkudan kurtulup durulduğuna inandığında yurduna döndü,Nişabur’da dersler verdi ve 1111’de Bağdat’ta öldü.
Gazali’nin asıl katkısı din, felsefe ve tasavvufta yatmaktadır. Çok sayıda Müslüman filozof, Neoplatonik felsefe dahil, Yunan felsefesinin çeşitli bakış açılarını izlemekte ve geliştirmekteydiler ve bu da birkaç İslami öğretiyle uyuşmazlığa yol açmaktaydı. Öte yandan, tasavvuf hareketi, İslam’ın namaz ve görevlerinin zorunlu yerine getirilmesinden kaçınmak gibi aşırı tenasüpleri üstlenmekteydi. Şüphe götürmez alimliği ve kişisel mistik deneyimini esas alarak, Gazali hem felsefede hem de tasavvufta bu eğilimleri düzeltmeye çabaladı.
Felsefede, Gazali matematik ve asıl bilimlerin yaklaşımını tamamen doğru olarak onayladı. Bununla beraber, Aristotelesçi mantığın tekniklerini ve Neoplatonik yöntemleri benimsemiş ve bu araçları, Aristotelesçi ve aşırı usçuluğun negatif etkilerini azaltmak için o zaman hüküm süren Neoplatonik felsefe kuraklığının kusur ve eksikliklerini açıkça ortaya koymak için kullandı. Farabi gibi bazı Müslüman filozofların tersine, mutlak ve sonsuzu kavramak için aklın (usun) yetersizliğini savundu. Usun hakikate ulaşması olanaksızdı ve izafi olanın gözlemlenmesi ile sınırlıydı. Birkaç Müslüman filozof ,aynı zamanda, evrenin boşlukta sonlu fakat zamanda sonsuz olduğunu savunmuşlardır. Gazali, sonsuz bir zamanın sonsuz bir boşluk ile ilişkili olduğunu iddia etmiştir. Düşünce açıklığı ve iddia gücüyle, us ile dini inanç arasında bir denge yaratabildi ve bunların ardışık kürelerini sırasıyla sonsuz ve sonlu olarak tanımladı. Dinde, özellikle mistisizmde, tasavvufun yaklaşımını aşırılıklarını temizlemiş ve geleneksel dinin otoritesini yeniden yerleştirmiştir. Yine de, mutlak hakikate ulaşmak için gerekli yol olduğunu iddia ettiği gerçek tasavvufun önemini vurguladı.
Gazali, üretken bir yazardı. Ölümsüz kitapları; Tehafütü’l-Felasife (Filozofların Tutarsızlığı), İhya el-‘Ulum el-İslamia (Din Bilimlerinin Uyanışı), “Rehberliğin Başlangıcı ve onun Otobiyografisi”, “Hatadan Kurtulma”yı içermektedir. Eserlerinin bazıları Orta Çağlarda Avrupa dillerine çevrilmiştir. Bir de astronominin özetini yazmıştır.

Yorum gönder