Kategorisi ‘Uncategorized’ için arşiv
ALLAH BİZİ HARAM GIDALAR İÇİN İKAZ EDİYOR
“Allah size ancak leş, kan, domuz etini ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı..”(Bakara S.173. Ayet) buyurmuştur.
Yine Kur’an ı Kerim’de,
“Ey iman edenler! (Aklı örten) içki (ve benzeri şeyler), kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak, şeytan işi birer pisliktir. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.” (Maide Suresi.90.Ayet) buyurmuştur.
HARAM YİYECEKLER VE İÇECEKLER
Bazı yiyecek ve içecekler Allah tarafından yasaklanmıştır.
Allah yasakladığı gıdaları tüketmemize izin vermez.
Allah’ın yasakladığı yiyecek ve içeceklere Haram denir.
Haram Arapça’da yasak, izin verilmemiş anlamına gelir.
Allah Haram gıdaları yememizi ve içmemizi yasaklamıştır.
Hiçbir zaman Haram yiyecekler yememeliyiz.
5 çeşit yiyecek ve içecek Haramdır Bunlar:
HELAL KAZANÇ
Allah bizim Helal gıdalar yememizi ister.
Allah bizim Helal yollarla kazanmamızı ister.
Helal kazanç,insanın kendi çalışması sayesinde kazanılır.
Helal kazanç dürüst iş için alınan dürüst ücrettir.
Helal yollardan kazanmak bizim görevimizdir.
Biz daima Helal yollardan kazanmalı ve Helal gıda yemeliyiz.
Helal kazanç örnekleri:Çiftçilik. marangozluk, ticaret, hediye, miras ve diğer Helal işler.
Allah Kur’an-ı Kerim’de,
HELAL VE TAYYİB GIDA NE DEMEKTİR?..
Allah Kur’an ı Kerim’de birçok ayetlerinde bildirdiği gibi Bakara suresi 168.ayetinde bütün insanlara şöyle bildiriyor:
“Ey insanlar! Yeryüzündeki şeylerin Helal ve tayyib olanlarından yiyin!Şeytanın izinden yürümeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır.”
Helal, Arapça bir kelimedir. Manası, Allah’ın izin verdiği herşey için kullanılır. Tayyib de Arapça bir kelimedir. Manası, temiz,sağlıklı ve kaliteli manalarını içeriyor.
Allah rahmetiyle birçok yiyecek ve içeceği helal ve tayyib kılmıştır. Helal ve tayyib gıdalar bizim sağlığımız, bedenimiz ve ruhumuz için iyidir.
Yediğimiz içtiğimiz şeylerin Helal ve Tayyib olmasına dikkat etmeliyiz. Gittiğimiz yerlerde Helal ve Tayyib gıdaları aramalıyız. Bir Müslümanın yemeği her zaman ve her yerde Helal Tayyib olmalıdır.
Allah Helal ve Tayyib gıdalarla beslenenleri sever. Bir Müslüman Helal ve Tayyib yediği zaman iyi bir amel işlemiş olur.
HELAL LOKMANIN GÜCÜ!..
Abdülvehhâb-ı Şa’rânî hazretleri, Mısır evliyâsının büyüklerindendir. 1565 (H.973) de vefât etti… Bu mübarek zat, bir
yaz günü, Nil Nehri üzerindeki köprünün altında bulunan yaşlı bir velîyi ziyârete gitti. İçeri girince o zât adını sordu. “Abdülvehhâb” dedi. Ona; “Senelerden beri seni görmek arzusunda idim. Buyur otur” deyince yanına oturdu. Elini öyle kuvvetli sıktı ki, neredeyse bağıracaktı. Ona; “Kuvvetimi nasıl buluyorsun?” diye sorunca; “Çok büyük bir güce sâhipsiniz” dedi. O zaman ona şunları anlattı:
-İşte bu kuvvet, gençliğimden beri yediğim helal lokmalar sebebiyle hâlâ mevcuttur. Hamurum helâl bir maya ile yoğrulmasaydı, bu günün, günahlarına aldırmayan insanların vücutları gibi, benim vücûdum da gevşek olurdu…
HELAL LOKMANIN MEYVASI ABDULLAH İBN-İ MÜBAREK
İlmiyle, zühtüyle, takvasıyla, ahlakıyla İslam tarihinde ün kazanmış ve iz bırakmış Abdullah ibni Mübarek birinci öykümüzde
tanıdığımız Mübarek isimli kölenin evladı olarak dünyaya teşrif buyurmuş.
Tebe-i tâbiînin büyüklerinden. İsmi Abdullah ibni Mübârek bin Vâdıh Hanzalî Temîmî; künyesi, Ebû Abdurrahmân’dır. Hadîs, fıkıh âlimi, mücâhid ve zâhid idi. Tâbiînin, Peygamberimizi sallallahü aleyhi ve sellem görenlerin sohbetinde yetişti. Din düşmanları ile muhârebelerde bulundu. Dünyâya ve dünyâlığa rağbet etmezdi. Emevî halîfelerinden Hişâm bin Abdülmelik
devrinde 736 (H.118) yılında Merv’de doğdu. 797 (H.181) senesi bir gazâ dönüşü, Bağdâd yakınlarındaki Hît adlı yerde vefât etti.
İlk tahsîlini, Merv’de yapan Abdullah ibni Mübârek tahsîl için Bağdâd, Basra, Hicaz, Yemen, Mısır, Şam gibi ilim merkezlerine gitti. Bağdâd’da büyük âlimler ve evliyâ ile görüştü. Onların ders ve sohbetlerinden faydalandı. Hammâd bin Zeyd, Evzâî, Süfyân-ı Sevrî, Süfyân bin Uyeyne, Mâlik bin Enes gibi âlimlerden hadîs-i şerîf okudu. Dört bin kişiden hadîs-i şerîf dinledi. Bunlardan yalnız birinden hadîs-i şerîf rivâyet etti. Kendisinden de büyük âlimler rivâyette bulundular. Hocalarının önde gelenleri arasında İmâm-ı A’zam Ebû Hanîfe rahmetullahi aleyh de vardı. Fıkıh ilmini ondan öğrendi. İmâm-ı A’zam vefât edince, İmâm-ı Mâlik’in derslerine devam etti ve ilimde yüksek bir dereceye ulaştı.

