Kategorisi ‘Uncategorized’ için arşiv
BİR JAPON HEYETİNİN İBRETLİ DERSİ…
Vaktiyle Türkiye’ye Japonya’dan bir eğitim heyeti gelir. Temas ve incelemeler yapacak, neticeyi yetkililere aktaracaklar. Gerektigi kadar da ikili işbirliği gerçeklestirecekler.İsler buraya kadar çok iyi… Japon heyeti yurdumuzun bazı bölgelerinde gerekli incelemelerini yapar. Sonra
Bakanlıkta toplanırlar. Heyetin hakkımızdaki tespiti ilginç: “Sizin çocuklarınızda milli şuur yok”. Bizimkiler şaşırır! Bizim çocukların damarlarindaki kan milli duygumuzun kaynağidir.”derler. Yine de fazla ses çikarmazlar! Ne de olsa misafirdir! Bizimkiler sorar, “Peki, Sizin gençlerinizde milli suur var midir?” Japon uzmanları anlatmaya başlar: Biz gençlerimize ilk mektebe başlamadan “şok testler” uygularız. Mesela uçak gibi hızlı giden trenlerimize bindirir, bir tur yaptırırız. Çok katlı yollardan da geçen tren, onları şöyle bir sarsar. Mini mini çocuklarımız teknolojinin bu baş döndürücü neticesini görerek şok olurlar. Sonra… Bu şoktan sonra Hiroşima’ya götürürüz. Bölgeyi aynen koruyoruz. Bombalanmiş bu bölge hakkinda bilgilendirir ve değil hayvan, bitkinin bile yeşermediğini gösteririz. Ve deriz ki “Eğer sizler çalişmaz, sizden öncekileri geçmezseniz vatanınız, işte böyle düşmanlar tarafından bombalanır. Hiçbir canlı yaşamayacak biçimde size bırakıp giderler. Çalışırsanız, bindiğiniz hızlı trenleri bile geçecek yeni vasıtalar yaparsınız. Gerisi sizin bileceğiniz iş. Çocuklarımız bununla ikinci bir şok daha yaşarlar. Read the rest of this entry »
İBADET SEVABINA ULAŞMAK İÇİN HELAL LOKMA ANAHTARI LAZIM..
Yahya bin Muazz El Razi der ki : Ibadet, Cenab-i Hakkin hazinesinde gömülü, degerli bir kilitle kilitli bir
mücevherdir. Bu hazinenin anahtari duadır. Dişleri Helal Lokmadır. Dişleri olmayan bir anahtar nasıl kapıyı açamıyorsa hazinenin içindeki mücevhere(ibadetin sevabina) ulaştıracak hazineyi açmak için de Helal Lokma anahtarı lazımdır.
Haram, murdar ve pis bir şeydir ki insanı hayırdan mahrum eder. Onunla yapılan ibadetin sevabı olmaz. Böyle bir ibadetin kişiyi yormaktan başka bir seye yaramaz. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v) buyuruyor :
“Gecelerini namaz kilmakla geçiren nice kisiler var ki uykusuz kalmaktan başka bir şey kazanmazlar. Oruç tutan nice kişiler var ki aç ve susuz kalmaktan başka bir faydaları olmamıştır.”
O HALDE RABBİNİZİN HANGİ NİMETLERİNİ YALANLIYORSUNUZ?
Rahman ve Rahim olan Allahın adıyla
1, 2. Rahmân Kur’an’ı öğretti.
4. Ona beyanı (düşünüp ifade etmeyi) öğretti.
5. Güneş ve ay bir hesaba göre hareket etmektedir.
6. Otlar ve ağaçlar (Allah’a) boyun eğerler.
7. Göğü yükseltti ve ölçüyü koydu.
8. Ölçüde haddi aşmayın.
9. Tartıyı adaletle yapın, teraziyi eksik tutmayın.
Kimsenin görmediği yer !
Büyüklerden bir zât, talebelerinden birini diğerlerinden dahâ çok severdi. Bu hâle, diğer talebelerinin üzüldüğünü görünce, her birine bir kuş
verip;
-Bunu, kimsenin görmediği bir yerde kesip getiriniz buyurur.
-Evladım niçin sözümü dinlemedin, kuşu niye cânlı getirdin? diye sorunca, talebe;
-Efendim, her yeri aradım fakat kimsenin görmediği bir yer bulamadım. Allahü teâlâ, her yeri görüyor cevabını verir.
Bunun üzerine diğer talebeler, onun derecesinin neden yüksek olduğunu anlarlar.
Namazı geciktiren genç
Manifaturacılık yapan bir genç vardı. İşlerinin çokluğunu bahane ederek, namazlarını hep son vaktine bırakırdı. Dükkânın yakınındaki camide, vaktin çıkmasına az zaman kala namazlarını yetiştirirdi. Bir gece, kan ter içinde kalmıştı. Rüyasında ölmüş, hesap için mizan başına getirmişlerdi. (İbadetlerimi yaptım, haram işlemedim, hesabım kolay geçer) diye ümit ediyordu. Melekler önce iman ve doğru itikat aradılar, hemen önlerine geldi. Sonra namaza sıra geldi; fakat aradılar, bir türlü bulamadılar. (Ben hiçbir namazımı kazaya bırakmadım, mutlaka bulmanız lazım) diye feryat ediyordu. Nihayet melekler, (Kusura bakma, sana ait bir tek namaz bulamadık. Şimdi seni cehenneme atacağız) diyerek yüksek bir dağa çıkardılar. Genç çırpınarak, (Hayır, bunda bir yanlışlık var, ben hiç namazlarımı bırakmadım) dediyse de dinlemediler, dağın tepesinden, aşağıda olan cehenneme fırlattılar. O şiddetli korkuyla, dizlerinin bağı çözülmüş, birden karşılarına nur yüzlü bir zat çıktı, düşerken havada yakalayıp, (Ben senin kıldığın namazlarım) dedi. Genç heyecanla, (Ben çok perişandım, az sonra cehenneme düşecektim, niye bu kadar geç kaldın?) diye sordu. O da, (Sen de beni hep son vakte bırakırdın) dedi.
Genç o günden sonra vakti girer girmez namazlarını kılmaya başladı.
Hazret-i Ömer’in gelini
Hazret-i Ömer “radıyallahü anh”, halîfeliği zamânında bir gece Medîne sokaklarını kontrol için gezerken sabaha karşı bir evden, bir kadının
kızına;
-Süte su koy! dediğini duyar.
-Emîr-ül-Müminîn hazret-i Ömer süte su katmayı yasak etti cevâbını verdiğini ve annesinin;
-Emîr-ül-müminîn nereden bilecek demesi üzerine de;
DELİNEN KIRBALARIN SEBEBİ NEYDİ ACABA?
Ebûl Vefa hazretlerinin küçük ama çok sevimli bir oğlu vardır. Çocuk iyidir hoşdur da bir ara sakalara takar. Mahalle sucusunun
yolunu bekler, çuvaldız ile kırbaları deler. Kimbilir, belki de fıskiye gibi akan sular hoşuna gider. Aslında saka şaka götüren biri değildir. Bunu yapan bir başka çocuk olsa, çoktan ensesine yemiştir şamarı. Zira delinen kırba dikilemez, ancak boğumlanarak bağlanır ki, koca kırba gitti demektir yarı yarıya.
Saka bir sabreder, iki sabreder, bakar olmuyor, tutar eteğini, çıkar huzura. “Affınıza sığınıyorum ama” der, “Vaziyet böyleyken böyle!”
Ebûl Vefa hazretleri çok şaşırır. Kırbaların parasını fazlasıyla öder. Sucudan ağlaya, yalvara helallik diler. Saka bir hoş olur. “Keşke eşiğine sultanların baş koyduğu veliyi üzmeseydim” der. Pişman, mahçup dergâhı terkeder.
Ebûl Vefa hazretleri çocuğa hiçbir şey demez. Hemen hanımını bulur. “Aman hatun, iyi düşün”der, “biz bir hata yaptık ama nerede?”
O gün tırnaklarını saçlarına geçirir, adeta beyinlerini kanatırlar. Uykuyu dağıtırlar. Hanımı sabaha karşı “Tamam!” der, “Galiba buldum!”
BİR MÜSLÜMAN CESUR OLMALIDIR. ÇÜNKÜ,CESARETİN BİTTİĞİ YERDE ESARET BAŞLAR
Bir Hint masalına göre, kedi korkusundan devamlı endişe içinde yaşayan bir fare vardı.Büyücünün biri fareye acır ve onu bir kediye dönüştürür. Fare, kedi olmaktan son derece mutlu olacağı yerde bu kez de köpekten korkmaya başlar. Büyücü bu kez onu bir kaplana dönüştürür. Kaplan olan fare, sevineceği yerde avcıdan korkmaya başlar. Büyücü bakar ki, ne yaparsa yapsın farenin korkusunu yenmeye imkan yok. Onu eski haline döndürür. Ve der ki,”Sen cesaretsiz ve korkak birisin. Sende sadece bir farenin yüreği var. O yüzden ben sana yardım edemem.” Read the rest of this entry »
NEDEN HELAL GIDA YEMELİYİZ?
“Allah’ın size rızık olarak verdiklerinden helal, tayyib olarak yiyin ve kendisine inanmakta olduğunuz Allah’a karşı gelmekten sakının.” (Maide.ayet 88) buyurmuştur.
Allah’ın bizden istediği şeyleri yapmamız ibadettir. Allah bize Helal kazanmayı ve Helal yiyip içmeyi emrettiğine gore bunları yapmamız ibadet olur.
Helal kazanmaya başladığımızda insanlar da bize güvenmeye ve bizle arkadaşlık yapmayı istemeye başlarlar. Helal yiyip içtikçe sağlıklı ve huzurlu oluruz.
Haram kazanan bir insan hapishaneye dahi düşebilir. İnsanlar böyle kişilerle beraber olmaktan kaçınırlar.İnsan Haram yiyip içtikçe hasta, rahatsız ve mutsuz olabilir.
Allah yalnızca Helal gıdaya izin vermiştir.
HARAM KAZANÇ
Allah bizim Haram gıdalar yememizi istemez.
Allah bizim Haram yollarla kazanmamızı istemez.
Haram kazanç, çalma, rüşvet veya aldatma yoluyla elde edilir.
Haram kazançlar dürüst olmayan biçimlerde kazanılan ücret veya gelirlerdir.
Allah Müslümanlara Haram kazançları yasaklamıştır.
Hiçbir zaman Haram kazanmamalı; Haram yememeliyiz.
Haram kazançlara örnekler:


